Herşeyin anlamsız
bir şekilde karmaşık bir hale getirilip zorlaştırılarak, hatta bir imkansızın içine sürüklenerek diriltilmeye çalışıldığı bu hikayede; hayata tutunup intikam alma temelli olaylar
örgüsünün gerçekliği abartılarak, çarpıtılarak anlatılmış ve sahnelenmiştir...
thoughts are bulletproof but most minds are thoughtproof... the philosophy of science&art and the science of art&philosophy...
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Şubat 2016 Cuma
“The Revenant” Etkisi ve Algımızın Yitimi! (3)
Etiketler:
Akıl,
Descartes,
Felsefe,
Film,
Hollywood,
Homo Sapiens,
İnsanlık,
Kültür,
Leonardo DiCaprio,
Medeniyet,
Oscar,
Sanat,
Sinema,
Tarkovski,
The Revenant,
Vicdan,
Yedinci Sanat,
Zamanın Ruhu,
Zeitgeist
22 Şubat 2016 Pazartesi
Leonardo “The Revenant” ile Büyür mü! (2)
DiCaprio beyaz perdede gençliğinden beri hep ilgi çekici bir kişilik ve oyuncuydu, tutkusu ve başarma azmi yüksekti; ancak hiç bir zaman kendi karakteri dışında bir rolü olmadı, iyi bir karakter oyuncusu olamadı... beyaz perdenin gölgesinde büyüyerek yetişen kendini, her fırsatta büyük bir tutku ve inandırıcılıkla beyaz perdeden tekrar geri verdi; her karakterde Leonardo’yu özenle tekrar tekrar oynayarak!...
Etiketler:
Aviator,
Blood Diamond,
Brad Pitt,
Felsefe,
Film,
Inception,
Kültür,
Leonardo DiCaprio,
Marlon Brando,
Oyunculuk,
Sanat,
Sinema,
The Beach,
The Revenant,
The Wolf of Wall Street,
Titanic,
Tom Hardy
“The Revenant” “The Oscars”ı Diriltir mi! (1)
*Bu yazı dizisi bir üçleme olarak tasarlanmıştır; bu
yazının yanısıra (Leonardo “The Revenant” ile Büyür mü! -2)” ve (“The Revenant” Etkisi ve Algımızın Yitimi!-3) başlıklı bölümlerden oluşacaktır. Odaklanılan
konu bakımından her bir yazı da ayrı ayrı okunabilir ancak sonunda üçünün bir
arada okunmasının da önemi ayrı olacaktır. Saygılarımla,
Sinema sanatı olabildiğince gerçekçi (as real as possible) gerçekçiliğe Akademisinin “Oscar”ını vermek için yanıp tutuşurken, gerçek hayatta yalan yanlış kurgularımızdan ürettiğimiz tahammul edilemez gerçekliklere gözlerimizi kapatıyoruz... Oysaki hayat zaten yanıbaşımızda inanılmaz ölçüde rahatsızlık verici, yabancılaştırıcı, akıl hastası edici düzeyde korkunç olaylar ve yıkık dünyalar üretmekte...
Etiketler:
Akademi,
Diriliş,
Enver Paşa,
Felsefe,
Film,
Hitler,
İnarritu,
Kültür,
Leonardo DiCaprio,
Napolyon,
Oscar,
Sanat,
Sinema,
tarih,
Tarkovski,
The Revenant,
Tom Hardy
10 Temmuz 2015 Cuma
Godard'ın İzinde II- "A bout de Souffle": Aşkın ve Cinayetin Arkeolojisi
“Nous allons parler fort villain choses”
Stendhal
Godard eserini, hem dönemin ortalama bir filmine ayrılan gerekli kaynağın çok altında kalan bütçesi, hem de kişisel olarak çektiği maddi sıkıntıların da etkisiyle düşük bütçeli filmler yapan fakat 1950’lilerde Amerikan sinemasının hızla artan sermaye yoğun yapısına yenik düşen Monogram Pictures’a adar, filmlerinden ve çabalarından etkilendiğine karşılık bir saygı ve övgü olarak.
Ancak bu adama, Truffaut’un
hikayesinde Stendhal’ın “Nous allons parler fort villain choses”
(Çok kötü şeyler hakkında konuşacağız) sözüne yapılan atfın kaybolmasına neden
olacaktır. Stendhal’ın sözü hem filmin hikayesi hem de diyalogları açısından
öncü bir göstergedir; tam da Truffaut’un hissettiği ve düşündüğü gibi ve tam da
Godard’ın Stendhal’i de unutmadığını senaryoda yaptığı cesurca değişikliklerle
göstererek kendi hüznünden harikulade bir trajedi yarattığı gibi.
15 Mayıs 2015 Cuma
Godard’ın (Hüznünün ve Öfkesinin) İzinde-I
*UYARI: Bu yazı dizisinde kadınlar için 20, erkekler için 30 yaş sınırı vardır.
À bout de Souffle - I:
Aşkın ve Cinayetin Arkeolojisi
“Ce n'est pas d'où tu prends les choses
- c'est où tu veux les amener”
Jean-Luc Godard
“À bout de Souffle” Fransız Yeni
Dalga (La Nouvelle Vague) sinema akımının ve bu akımın en önde gelen
yönetmenlerinden Jean-Luc Godard’nın ilk ve belki de en önemli filmidir.
Fransız ve dünya sinemasında bir dönüm noktası; yönetmeni neredeyse tümüyle
eserinin sanatçısı yapan yeni bir anlatım tarzının başyapıtıdır. Eski ve yeni
sinema ayrımı bu film ile anlam kazanmış ve bir yönetmenin doğuşuna neden
olmuştur.
Godard kurgunun sınırlarından ve klişelerinden uzak,
gerçeğin olasılıklarının öngörülemezliği ve belirsizliğine dalarak, sert
söyleminin sanatını sinema aracılığıyla ifade eder. Böylece Godard, çağının
fenomenlerinin ve imajlarının ardına bakmayı başarabilen cesur bir tanığı olarak
ortaya çıkar...
“À bout de Souffle” Fransız Yeni
Dalga (La Nouvelle Vague) sinema akımının ve bu akımın en önde gelen
yönetmenlerinden Jean-Luc Godard’nın ilk ve belki de en önemli filmidir.
Fransız ve dünya sinemasında bir dönüm noktası; yönetmeni neredeyse tümüyle
eserinin sanatçısı yapan yeni bir anlatım tarzının başyapıtıdır. Eski ve yeni
sinema ayrımı bu film ile anlam kazanmış ve bir yönetmenin doğuşuna neden
olmuştur.
Godard kurgunun sınırlarından ve klişelerinden uzak,
gerçeğin olasılıklarının öngörülemezliği ve belirsizliğine dalarak, sert
söyleminin sanatını sinema aracılığıyla ifade eder. Böylece Godard, çağının
fenomenlerinin ve imajlarının ardına bakmayı başarabilen cesur bir tanığı olarak
ortaya çıkar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)