Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2016 Perşembe

Hoşçakal Cruyff!

Johan Cruyff'u izlemiş bir kuşaktan değilim, doğduğum yıl çoktan futbol dünyasında bir efsane olmuştu... Ama sonradan her fırsat bulduğumda izlemeye çalıştım futbolunu. Babamla aynı yaştalar, zaten ilk kez ismini ondan duymuştum; harika bir futbolcu olduğunu söylerdi her zaman, sanırım en sevdiği futbolcuydu... şimdi ona Cruyff’un ölüm haberini vermek bana düşecek; yolda şu an, aktarma için İstanbul’a indiğinde arayacak ve eminim benden daha çok üzülecek yaşıtı olan bu büyük futbolcunun ölümünü duyduğunda, içten içe belli etmese de gözleri dolacaktır tıpkı benim şimdi dolduğu gibi...

26 Şubat 2016 Cuma

“The Revenant” Etkisi ve Algımızın Yitimi! (3)


Herşeyin anlamsız bir şekilde karmaşık bir hale getirilip zorlaştırılarak, hatta bir imkansızın içine sürüklenerek diriltilmeye çalışıldığı bu hikayede; hayata tutunup intikam alma temelli olaylar örgüsünün gerçekliği abartılarak, çarpıtılarak anlatılmış ve sahnelenmiştir...

22 Şubat 2016 Pazartesi

Leonardo “The Revenant” ile Büyür mü! (2)


DiCaprio beyaz perdede gençliğinden beri hep ilgi çekici bir kişilik ve oyuncuydu, tutkusu ve başarma azmi yüksekti; ancak hiç bir zaman kendi karakteri dışında bir rolü olmadı, iyi bir karakter oyuncusu olamadı...  beyaz perdenin gölgesinde büyüyerek yetişen kendini, her fırsatta büyük bir tutku ve inandırıcılıkla beyaz perdeden tekrar geri verdi; her karakterde Leonardo’yu özenle tekrar tekrar oynayarak!...

“The Revenant” “The Oscars”ı Diriltir mi! (1)

*Bu yazı dizisi bir üçleme olarak tasarlanmıştır; bu yazının yanısıra  (Leonardo “The Revenant” ile Büyür mü! -2)” ve (“The Revenant” Etkisi ve Algımızın Yitimi!-3) başlıklı bölümlerden oluşacaktır. Odaklanılan konu bakımından her bir yazı da ayrı ayrı okunabilir ancak sonunda üçünün bir arada okunmasının da önemi ayrı olacaktır. Saygılarımla,  

Sinema sanatı olabildiğince gerçekçi (as real as possible) gerçekçiliğe Akademisinin  “Oscar”ını vermek için yanıp tutuşurken, gerçek hayatta yalan yanlış kurgularımızdan ürettiğimiz tahammul edilemez gerçekliklere gözlerimizi kapatıyoruz... Oysaki hayat zaten yanıbaşımızda inanılmaz ölçüde rahatsızlık verici, yabancılaştırıcı, akıl hastası edici düzeyde korkunç olaylar ve yıkık dünyalar üretmekte... 

20 Şubat 2016 Cumartesi

"Gülün Adı" Umberto Eco

Gerçek bir yazar, gerçek bir entelektüel hayata ve bizlere veda etti arkasında güçlü bir düşünce mirası bırakarak... Güçlü, nitelikli, ince ve zarif düşüncelerin güçlü bir yorumcusu olmuştu...

10 Temmuz 2015 Cuma

Godard'ın İzinde II- "A bout de Souffle": Aşkın ve Cinayetin Arkeolojisi

“Nous allons parler fort villain choses”
Stendhal

Godard eserini, hem dönemin ortalama bir filmine ayrılan gerekli kaynağın çok altında kalan bütçesi, hem de kişisel olarak çektiği maddi sıkıntıların da etkisiyle düşük bütçeli filmler yapan fakat 1950’lilerde Amerikan sinemasının hızla artan sermaye yoğun yapısına yenik düşen Monogram Pictures’a adar, filmlerinden ve çabalarından etkilendiğine karşılık bir saygı ve övgü olarak.

Ancak bu adama, Truffaut’un hikayesinde Stendhal’ın “Nous allons parler fort villain choses” (Çok kötü şeyler hakkında konuşacağız) sözüne yapılan atfın kaybolmasına neden olacaktır. Stendhal’ın sözü hem filmin hikayesi hem de diyalogları açısından öncü bir göstergedir; tam da Truffaut’un hissettiği ve düşündüğü gibi ve tam da Godard’ın Stendhal’i de unutmadığını senaryoda yaptığı cesurca değişikliklerle göstererek kendi hüznünden harikulade bir trajedi yarattığı gibi.

15 Mayıs 2015 Cuma

Godard’ın (Hüznünün ve Öfkesinin) İzinde-I

*UYARI: Bu yazı dizisinde kadınlar için 20, erkekler için 30 yaş sınırı vardır.


À bout de Souffle - I: 

Aşkın ve Cinayetin Arkeolojisi



“Ce n'est pas d'où tu prends les choses - c'est où tu veux les amener”
Jean-Luc Godard


“À bout de Souffle” Fransız Yeni Dalga (La Nouvelle Vague) sinema akımının ve bu akımın en önde gelen yönetmenlerinden Jean-Luc Godard’nın ilk ve belki de en önemli filmidir. Fransız ve dünya sinemasında bir dönüm noktası; yönetmeni neredeyse tümüyle eserinin sanatçısı yapan yeni bir anlatım tarzının başyapıtıdır. Eski ve yeni sinema ayrımı bu film ile anlam kazanmış ve bir yönetmenin doğuşuna neden olmuştur. 

Godard kurgunun sınırlarından ve klişelerinden uzak, gerçeğin olasılıklarının öngörülemezliği ve belirsizliğine dalarak, sert söyleminin sanatını sinema aracılığıyla ifade eder. Böylece Godard, çağının fenomenlerinin ve imajlarının ardına bakmayı başarabilen cesur bir tanığı olarak ortaya çıkar...